
KİŞİYE ÖZEL İLANIN İPTALİ KARARI
Kişiye Özel İlanın İptali Kararı ile ilgili mahkeme kararından önce bu konuda ayrıntılı olan şu yazılarımızı okuyabilirsiniz:
- Kişiye özel akademik kadro ilanına itiraz ve iptal davası
- Akademik Kadro İlanına İtiraz ve İptal Davası
KİŞİYE ÖZEL İLAN NEDİR?
Akademik kadro ilanları, ilan ve başvuru süreci ilgili üniversitenin yönetmeliği ve 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’na göre hazırlanmaktadır. Kişiye özel akademik kadro ilanı, üniversite ya da yükseköğretim kurumlarının akademik personel alımı için yayımladığı duyuruların, yalnızca belirli bir adaya uygun şartlarla hazırlanmış olması durumudur. Bu tür ilanlar, belirli bir adayın özelliklerini birebir karşılayan şartlar veya sınırlamalar içerecek şekilde düzenlenir ve diğer adayların başvurma veya yarışma şansını fiilen ortadan kaldırır.
Kişiye özel akademik kadro ilanları, eşitlik, liyakat ve şeffaflık ilkelerine aykırı olduğundan hem hukuki hem de etik açıdan eleştiri konusu olur. Bu tür ilanlar, akademik rekabeti ve güvenilirliği zedeler ve yargıya taşınabilir. Üniversitelerin temel sorumluluğu, nitelikli akademik personeli adil ve şeffaf bir şekilde seçmek olduğu için, bu tarz uygulamalardan kaçınılması hem hukuki hem de etik açıdan büyük önem taşır.

KİŞİYE ÖZEL İLANIN İPTALİ KARARI
KİŞİYE ÖZEL İLANININ İPTALİ İÇİN YAPILACAK İTİRAZIN SEBEPLERİ NELERDİR?
Kişiye özel ilanın iptali için yapılan itiraz, üniversitelerin veya yükseköğretim kurumlarının akademik personel alımında şeffaflık ve eşitlik ilkelerine aykırı hareket ettiği durumlarda ortaya çıkan bir süreçtir. Kişiye özel akademik kadro ilanına itiraz, ilan şartlarının adil olmaması, liyakat ilkesine uyulmaması, rekabetin engellenmesi ve hukuka aykırı uygulamalar nedeniyle yapılır.
İlan şartlarının adil olmaması, kişiye özel akademik kadro ilanına itirazın en önemli sebeplerinden biridir. Bu durumda ilan, yalnızca belirli bir kişinin özelliklerine uygun kriterler içerecek şekilde hazırlanır.
Örneğin, belirli bir alanda çalışmış, belirli bir kurumda görev almış olma veya belirli bir tezi yazmış olma şartı gibi daraltıcı nitelikler, diğer adayların başvuru yapmasını fiilen imkânsız hale getirir. Bu durum, kamu hizmetine girişte fırsat eşitliği ilkesine açıkça aykırıdır.
Rekabetin engellenmesi de kişiye özel akademik kadro ilanına itiraz gerekçelerinden biridir. Belirli bir pozisyona yapılan ilana, diğer adayların başvurma şansını ortadan kaldıracak şekilde özel şartlar eklenmesi, eşit yarışma hakkını ihlal eder. Bu durum, başvuru sürecinde diğer adayların rekabet edemeyeceği bir ortam yaratır ve liyakat esasına dayalı istihdam politikasını zedeler. Dolayısıyla, kişiye özel ilanının iptaline itiraz, bu tür durumlarda adaletin sağlanması açısından büyük önem taşır.
KİŞİYE ÖZEL İLANIN İPTALİ DAVASI
Kişiye özel ilanının iptali için açılan iptal davası, yükseköğretim kurumları veya üniversiteler tarafından belirli bir pozisyon için açılan ve yalnızca belirli bir adayı hedefleyen ilanlara karşı kişiye özel akademik kadro ilanına itirazın kabul edilmediği durumlarda ya da itiraz etmeden doğrudan hukuki yollara başvurularak açılan bir dava türüdür.
Kişiye özel ilanının iptali için açılan iptal davası, kamu hizmetinde şeffaflık, eşitlik ve liyakat ilkelerinin ihlal edildiği durumlarda, hukukun üstünlüğünü sağlamak ve haksızlıkları gidermek amacıyla açılmaktadır. Kişiye özel akademik kadro ilanına iptal davası, akademik çevrelerde adaletin sağlanması ve kamu yararının korunması için kullanılan önemli bir hukuki mekanizmadır.
KİŞİYE ÖZEL İLANIN İPTALİ KARARI
Ankara 16. İdare Mahkemesinin 2019 tarihli kararına konu davada Anabilim Dalı Akademik Kurulu’nun 27.12.2013 tarih ve 67 sayılı Kararında;
“…Büyükşehir Belediyesi ile yapılan sokak hayvanları bakım ve tedavi protokolü nedeniyle hayvan sayısında artış, lisans ders yükü öğretiminin hayvan türlerine yönelik çok kapsamlı olması, intörn öğrencilerinin uygulamalı ders eğitim ve öğretinin bulunması, 2014 yılı eğitim-öğretim yılında açılacak olan ingilizce sınıfı, lisans ve lisansüstü öğrenci sayılarında artışlar ve son 10 yılda Anabilim dalı öğretim sayısındaki azalmalar göz önüne alınarak….”
ibarelerine yer verilerek Anabilim dalının ihtiyaçlarına yer verildiği, bu doğrultuda ilan ve dava konusu işlemin tesis edildiği, kadro talebi ve ilanı kişiye özel, kişiyi tarif eder nitelikte olmadığı gibi ilgili anabilim dalının eğitim/öğretim ve araştırma ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapıldığı, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Usule ilişkin olarak davacının dilekçesinde iptal talebinde bulunmadığı, birden çok karara karşı tek bir dilekçe ile dava açtığı, esasa ilişkin olarak, akademik ilan tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde ilandaki ek koşulun iptalinin istenilmediği, dolayısıyla Anabilim Dalı tarafından açılacak Yardımcı Doçentlik kadrosu için öngörülen ek koşulun kesinleştiği, kesinleşmiş bir karara dayalı ve bu karara uygun olan bir atama işleminin de iptalinin istenilemeyeceği,
müdahil …………..’ın akademik ilanda aranan koşulları taşıdığı, Akademik Kurul Kararında davacının herhangi bir gerekçe göstermediği, 27.12.2013 tarihli Akademik Kurul Kararının ilk bölümünde yardımcı doçent kadrosuna ihtiyaç duyulduğunun açıklandığı, kararın ikinci bölümünde ise “kanin parvoviruslu köpeklerde yaşam süresini etkileyen faktörler üzerine çalışmış ve yurtdışı tecrübesine sahip olmak” şartı ile yardımcı doçentin taşıması gereken ek özelliklerinin tarif edildiği, söz konusu ek koşulun 2547 sayılı Yasada belirtilen ölçütlere ve hukuka uygun olduğu, parvovirus önemli bir konu olduğundan çok sayıda veteriner ve akademisyen tarafından çalışıldığı ve çalışılmaya da devam edildiği,
müdahilin de özellikle kanin parvoviruslu köpeklerde yaşam süresini etkileyen faktörleri araştıran bir akademisyen olduğu ve bu konudaki çalışmasının bilimsel bir öneme sahip olduğu, jüri üyeleri tarafından bu konunun da raporlarda belirtildiği, yurt dışı deneyimin olduğu, davacı ile müdahil arasında davalar olduğu ve özel bir saikle hareket ettiği, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
Karar veren Ankara 16. İdare Mahkemesi’nce, Mahkememizin 10.01.2019 tarihli ara kararıyla Mahkememizin 24.10.2014 tarih ve E:2014/1856, K:2014/1272 sayılı kararının Danıştay 8. Dairesi’nin 28.12.2017 tarih ve E:2015/4584, K:2017/9978 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak dosyanın tekemmül ettirilmesine karar verildi,
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, doçentliğe atamaya ilişkin asgari koşulların ilgili mevzuatta belirlendiği; üniversitelere bunların haricinde Yükseköğretim Kurulu’nun onayını almak şartıyla ek koşullar belirleme yetkisi tanındığı; 2547 sayılı Kanunun 25. maddesinde yer alan
“bilim disiplinleri arasındaki farklılık”, maddenin gerekçesinde yer alan “üniversitelerin gelişmişlik düzeyleri” ifadesi dikkate alındığında,
bahsedilen ek koşulların genel nitelikteki koşullar olduğu; Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği’nde de buna uygun şekilde, doçentliğe atamaya ilişkin üniversitelerce belirlenecek asgari kriterlerin Yükseköğretim Kurulu’nun onayına tabi tutulduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, yardımcı doçent, doçent ve profesör kadrolarına yapılacak atamalar için 2547 sayılı Kanunda belirtilen koşulların dışında, üniversitelerin senatoları tarafından, anılan kadrolara yapılacak atamalar için belirlenen ve yasada yer almayan genel ve objektif nitelikteki ek kriterler için Yükseköğretim Kurulu’nun onayının alınması zorunludur.
Ancak, üniversiteler tarafından ilan edilen bir kadro için, ihtiyaç ve hizmet gerekleri göz önünde bulundurularak getirilen özel ve ilan edilen kadroya özgü, spesifik koşulların ise, Yükseköğretim Kurulu’nun onayına tabi olmadığı kuşkusuzdur. Ayrıca üniversitelerce ilan edilen kadrolar için anabilim dalı başkanlığının görüş ve önerisine başvurulmasına da ihtiyaç bulunmamaktadır.
Dolayısıyla ileri sürülen taraf iddiaları da göz önünde bulundurularak, kadro ilanında sözü edilen ek koşulun kişiyi tarif eder, keyfi, subjektif nitelikte mi, yoksa İç Hastalıkları Anabilim Dalında, Yönetim Kurulu Kararında da yer verilen kadro ihtiyacına katkı sağlamaya veya kararda yer verilen özgül bir ihtiyacı karşılamaya yönelik objektif bir gereklilik olup olmadığının çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Bu durumda, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, ………….. Üniversitesi ………….. Fakültesi ………….. Ana Bilim Dalı’nda ihtiyaç duyulan bir adet “Yardımcı Doçent” kadrosu ilanı verilmesine ilişkin 14.05.2014 tarih ve 2900 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan davalı idare işleminde, kadro için aranılan özel şartın “kanin parvovirüslü köpeklerde yaşam süresini etkileyen faktörler üzerine çalışmış olmak…” olduğu,
her ne kadar ek koşula yönetim kurulu kararında …………..Büyükşehir Belediyesi ile sokak köpekleri için yapılan protokol gerekçe gösterilmiş ise de sokak köpeklerinde görülen hastalıkların çok çeşitli olabiceği gibi kararda parvovirüslü sokak köpekleri açısından bir ihtisaslaşmaya ihtiyaç duyulduğuna dair bir gerekçeye de yer verilmediği, dolayısıyla söz konusu koşulun açıkça nesnel bir gerekçeye dayandırılamadığı gibi ek koşulun açılan kadroya atanması istenilen kişiyi açıkça tarif eder nitelikte olduğu;
nitekim, kadro ilanının yapılmasından sonra bu kadroya atanmak istemiyle başvuruda bulunan müdahil …………..’ın da aynı Anabilim Dalı’nda doktora yaptığı ve doktora tezinin adı “Parvovirus Enfeksiyonlu Köpeklerde Yaşama Şansını Etkileyen Bazı Paremetlerin Araştırılması” olduğu görüldüğünden, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve ikincil mevzuat hükümlerine göre,
üniversitelerde bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirlenebileceği anlaşılmakla birlikte, söz konusu ek koşulun kişiyi tarif eder, keyfi, subjektif nitelik taşıdığı anlaşıldığından, bu ilana bağlı olarak anılan kadroya …………..’ın atanması işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin iptaline, davacı tarafından ilk derece ve temyiz aşamalarında harcanan ve aşağıda dökümü yapılan toplam 421,95-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 2.075,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından karar düzeltme kanun yolu aşamasında harcanan ve aşağıda dökümü yapılan 73,00-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
müdahil tarafından harcanan ve aşağıda dökümü yapılan toplam 121,30-TL yargılama giderinin müdahil üzerinde bırakılmasına, 492 sayılı Harçlar Kanununun 8. maddesi uyarınca işbu kararın verildiği tarihte alınması gereken 44,40-TL karar harcından dava açılırken yatırılan 25,20-TL harcın mahsubu sonucu geriye kalan 19,20-TL karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, posta avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara ve müdahile iade edilmesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 05.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 8. Daire Başkanlığının 20.12.2023T.2021/7817 E., 2023/7511 K. kararında:
“Dava konusu istem: Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Çevre Teknolojisi Anabilim Dalında açık bulunan bir adet doçentlik kadrosuna başvuran davacının başvurusunun reddine ilişkin … tarihli ve … sayılı işlem ile anılan kadroya …’in atanmasına ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; Mahkemenin 16/01/2019 tarihli kararıyla Orta Doğu Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden oluşan heyete yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu sonuç kısmında “Bu noktada belirtilmesi gereken bir husus, kimya/biyokimya alanındaki akademik birikim itibarıyla müdahil Dr. …’in, davacı Dr. …’in ilerisinde olduğudur.” ifadesine yer verildiği;
Bilim jürisinin mevzuat hükümlerine uygun olarak teşekkül ettirildiği, her bir üye tarafından adayların eserlerinin incelenerek puanlandırıldığı, hem niteliksel hem de niceliksel değerlendirmeler yapılarak kanaat raporları hazırlandığı, gerek bilim jürisi tarafından kadroya atanma açısından …’in daha yeterli görülmesi,
Gerek yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporda da aynı tespite yer verilmesi karşısında, söz konusu doçentlik kadrosuna davacının atamasının yapılmamasına ilişkin işlem ile aynı doçentlik kadrosuna …’in atanmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

KİŞİYE ÖZEL İLANIN İPTALİ KARARI
Henüz yorum yok